Matematik Öğretimindeki Sorunlar

Matematik Öğretimindeki Sorunlar

Matematik denilince aklımıza hep karmaşık sorular, çözülemeyecek problemler, anlaşılması zor konular gelir. Özellikle ilkokuldan sonra öğrencilerin ortaokula geçmesi ile birlikte zorlaşan matematik dersi onlar için en zor ders unvanını almaya başlıyor.

Matematik gerçekten zor mu? Evet kabul edelim ki matematik zor bir ders fakat bu zorluk yapılamaz anlamına gelmiyor. Zorluğun en başındaki nokta ise sarmal bir yapıda olması yani eski konular ile yeni konular arasındaki bağlantılık. Bu da her konunun sürekli hafızada tutulması ve unutulmaması anlamına geliyor.

Matematik Öğretimindeki Sorunlar

Genel veli şikayetleri şu şekilde olur:

  • Öğrencim matematiği artık sevmiyor
  • Öğrencim matematikte başarılı olamıyor
  • Öğrencim konuları anlamakta zorlanıyor
  • Öğrencim problemleri çözemiyor
  • Öğrencimin seviyesinin üzerinde sorular soruluyor
  • Öğrencimin anlayamayacağı şekilde konular anlatılıyor vs…

Hatta bazen abartıp öğretmenin alan bilgisini, sınıf yönetimini hatta ders araç gereçlerini sorgulayanlar bile olabiliyor. Neyse onlar başka bir vaka onları geçelim.

Matematik Öğretimindeki Sorunlar

Öğrenciler için matematik dersinin zor olduğunu kabul etmek gerekiyor çünkü tüm konulara hakim olmadığı sürece öğrenci problemi ve bütünü görmekte zorlanabilir. Resmin tamamını görmek ise zaman alacaktır. Bu zaman ise tamamen öğrenciye bağlıdır. Çünkü matematik öğretmeni işlediği konu ile diğer konuları bağlayarak sorular sormayı sever.

İkinci nokta ise okuduğunu anlama. Öğrencilerin büyük bir çoğunluğu okumayı sevmediği gibi okuduğunu anlama noktasında da zayıf. Zaten bunu PISA, TIMSS gibi sınavlar da ortaya koyuyor. Bu nedenle öğrenciler soruda gördüğü sayıları dört işleme tabii tutarak şıklardan birisine ulaşmaya çalışıyor. Bu da ilkokuldan kalma bir alışkanlık. Düşünmeden, okumadan, istenileni ve verileni anlamadan çözüme ulaşma çabası. Haklı. Çünkü şimdiye kadar hep bu şekilde soru çözdü.

Diğer bir nokta ise beceri temelli sorular. Artık ortaokul ile birlikte öğrencilerin hayatına hızla giren beceri temelli sorular öğrencilerin hayatını allak bullak edebiliyor. Çünkü bu sorular problemi bir hikayenin içine yedirdiği için öğrenci bunu anlamakta zorlanıyor. Aslında yine bir önceki noktaya çıkıyoruz. Okuduğunu anlama.

Bir diğer sorun sabır. Öğrenciler sabırsız. Çünkü baş parmağın yukarı aşağı hareketi ile hızlı bir şekilde değişen akışlara alışkın olan çocuklar için tek soru üzerinde dakikalarca uğraşmak çok sıkıcı. Belirli bir süre sonra buna dikkat dağınıklığı da eklenince o soru çözülemez hale geliyor.

Oysa ki öğrenci matematik öğretmenine soruyu götürdüğünde en fazla 3 işlem ile çözülebilen bir soru olduğunu gördüğünce çok şaşırıyor, utanıyor, kızarıyor ve gidiyor. Bu durumun nedeni ise kendindeki eksiklikler. Öğrenci velileri ise bu durumu “Öğretmen zor soruyor”, “Öğretmenin notu kıt”, “Öğretmen öğrencilerin notunu düşürmek istiyor” şeklinde yorumluyor.

Çözüm ise basit. Öncelikle sabırlı bir şekilde resmin tümünü, konuların birbiri ile ilişkisini görmeye çalışmak gerekiyor. Bunun dışında öğrencinin okuduğunu anlaması gerek. Bu ise kolay kazanılan bir davranış değil ve bilinenin aksine çok kitap okumakla da kazanılmıyor. Öğrencinin okuduğu kitabı hazmetmesi, sonuçlar çıkarması, neden sonuç ilişkilerini görmesi gerekiyor. Beceri temelli sorular ise tamamen bunun üzerine kurgulanmış sorular. Yani okuduğunu anlasın, hızlı bir şekilde işlem yapabilsin ve sonuca ulaşsın. Zaten günlük hayattaki durum da bu değil midir? Problem ile karşılaşıldığında hızlı karar verip durumu anlayıp sonuca ulaşmak. Tüm bunlar sabır ile olacak işler. Dolayısıyla bir iki günde, haftada veya ayda bu işin olmayacağını kabul etmek gerek. Dönemlik hatta senelik çalışmalar bile yeterince sonuç vermeyebilir.

Evde ne yapabiliriz? İşte bu noktada öğrenci ile soru çözerken, konuşurken, bir şey izlerken “Neden?” sorusunu sık sık sormalıyız. Bu neden böyle oluyor, neden böyle oldu, bunun böyle olmasının arkasındaki neden ne… İşlem yaparken elde ettiği sonucun ne işe yarayacağını, nerede kullanacağını, neden bunu bulduğunu bilmeyen o kadar çok öğrenci var ki? Her işlemi neden yaptığını, neden yapması gerektiğini düşündüğünü ve elde ettiği sonucun ne işe yarayacağını bilmesi ona çok şey kazandıracaktır.

Yorumlara katıl

Arşiv