Uzaktan Eğitimde Öğrenci Sorumluluğu

Uzaktan Eğitimde Öğrenci Sorumluluğu

Son zamanlarda COVID-19 nedeniyle öğrencileri ile uzaktan eğitim yapmak zorunda kalan öğretmenler için oldukça zor anlar başladı. Her ne kadar Milli Eğitim Bakanlığı EBA TV veya eba.gov.tr üzerinden ders anlatımlarına başlasa da öğrenciler için yeterli gelmediği söylenerek öğretmenleri çeşitli uygulamalar aracılığı ile derslerini anlatıyorlar. Öğretmenlerin ders anlatma şekilleri, kamera önüne tahta koymak şeklinde olabildiği gibi çevrimiçi araçları kullandığı da oluyor. Tabi burada çevrimiçi ortama adapte olmak da zor oldu. Genç öğretmenler ve öğrenciler daha çabuk şekilde adapte olurken kıdemli öğretmenler biraz daha zorlandı. Daha önceki bir araştırmada öğretmenlerin mesleki gelişimlerini çevrimiçi ortamlardan devam ettirdiğini sizlerle paylaşmıştık.

Derslerime başlamadan önce sene başında öğrencilerimle sohbet ederken genelde öğrenci kelimesinin kökeninden de bahsetmeyi severim. Öğrencinin eski adının talebe olduğundan ve talebenin talep eden anlamında kullanıldığından bahsetmek öğrencilerin okulda bulunma amacını da ortaya koymaya yardımcı oluyor. Öğrenci talep etmediği sürece eğitim öğretim faaliyetlerinin zorla olmayacağından olamayacağından bahsediyoruz.

Bu noktada uzaktan eğitimin başlaması ile eğitim öğretim faaliyetlerinden sıkılan, istemeyen, yeterli motivasyonu olmayan kısaca talep etmeyen öğrenciler için de öğretim aksamaya başladı. Burada devreye aileler girse de aile ile çocuğun arası açılmaya devam ediyor. Bu çatışma ise çocuğun aileye karşı da olumsuz tutum geliştirmesine neden oluyor.

Uzaktan eğitimde öğrenciye dokunmak oldukça zor. Çünkü ekranın karşısında var olduğunu görmek yeterli değil. Onun jest ve mimiklerini, sınıf içindeki duruşunu, dikkatinin dağılıp dağılmadığını değerlendirmek gerekiyor. Bu konu tabi biraz da online pedagoji konusu. Bu yüzden buraya girmek yerine öğrenci tarafından gerçekleştirilmesi gereken özerk öğrenmeye değinmek daha yerinde olacaktır.

Özerk öğrenme kişinin kendi öğrenme sorumluluğunu almasıdır kısaca. Yani herhangi bir baskı, denetim ve yol gösterme olmadan öğrencinin kendi kendine öğrenme sürecini devam ettirmesi, ilgi alanları ile farklı çalışmalar yapmasıdır. Bu durumu birçok öğrencide görebiliyoruz. Fakat kimi öğrenciler bu sorumluluğu alırken kimileri alamıyor.

Ailenin bu noktada etkisi oldukça büyük. Evde küçük yaşlardan itibaren sorumluluk verilen ve sorumlulukları yerine getirmesi istenen öğrenciler buna daha kolay adapte olabiliyor. Burada öğrenciye verilen sorumluluğun küçük veya büyük olması önemli değil, önemli olan öğrencinin sorumluluğunu yerine getirmesi ve sürekliliğini sağlaması. Bu noktada yatılı okulların özerk öğrenmeye katkısı olduğu çok açık. Çünkü öğrenci kendi yatağını toplama, zamanında yemeğe gitme, yemek sonrası masasını toplama, zamanında ödevlerini yapma, odasını temizleme gibi çeşitli sorumlulukları yerine getirmesi gerekiyor. Bu illa ki yatılı okula gitmesi anlamına gelmiyor evde tüm yapabileceği eylemleri çocuk tarafından yapılması hayatı paylaşma ve sorumluluk alma noktasında önemlidir.

Hatta uzaktan eğitimin sağlandığı, öğrencilerin evde aileleri ile sürekli birlikte olmak zorunda kaldığı şu günlerde bunu geliştirmek de bir fırsat olarak karşımıza çıkıyor. Evde öğrenciye verilecek çeşitli sorumluluklar onun bu davranışları öğrenme üzerine de yansıtarak öğrenme sürecinin sorumluluğunu almasını da sağlayacaktır.

Genel olarak bu durumu öğrencilerin öğrenmelerine çevirdiğimizde ise öğrencinin sürekli öğrenen olması anlamına geliyor. Öğrencinin evinde oturarak bana ders anlatılsın demek yerine kendi öğrenme sorumluluğunu alarak eksik olduğu noktaları araştırması, öğrenmesi, bunlarla ilgili ekstra çalışmalar yapması gerekiyor. Eğer bunu başaramazsa o zaman öğretmeninden veya iletişimde olduğu araçlardan talep ederek kendini geliştirmesi gerek. Tabiki bu durum sadece öğrenme için geçerli değil. Öğrenci kendi ilgi alanına giren diğer konularda da kendini geliştirmeli ve yeni şeyler öğrenmelidir.

Bu noktada öğrencinin bu sorumluluğu kazanması ailenin elinde olan bir durumdur. Ailenin çocuğunu bu şekilde yetiştirmesi öğrencinin sürekli bir adım ileride olmasını sağlayacaktır. Bu şekilde yetişen öğrenciler bilgisayar başında çok nadir bir şekilde oyun oynayarak vakit öldürüp derslerinin devamlılığı ve kişisel gelişimi ile ilgilenirken diğer öğrenciler neredeyse tüm gününü çeşitli oyun ve gelişime katkısı olmayan içeriklerle vakit öldürmektedir.

Yorumlara katıl

Arşiv